Temmuz 01, 2022

FENİKELİLER

Fenikelilerin yaşadığı Batı Akdeniz sahil şeridi, bugün olduğu gibi ilkçağlarda da çok önemli bir stratejik öneme sahipti. Bölgenin tam doğu­sunda yer alan yüksek dağlar, bura­ları düşman istilalarından koruyordu. Toprakları geniş sedir ağacı ormanlarıyla kaplıydı. Fenikeliler, bu ağacın tahtasın­dan çok daya­nıklı gemiler inşa ederek Akdeniz’e, hatta Cebelitarık’ı geçip Atlantik Okyanusu’na açılmışlardı. Tüm bu özellikleri nedeniyle, bugün bir bölümü Lübnan, bir bölümü ise Suriye sınırlan içinde kalan bu sahil şeridinde daha Bronz Çağı'nda bile Fenikelilerin yaşadığı, köyler kurdukları tahmin ediliyor.

FENİKELİLER

M.Ö. 14 yüzyılda burada Ougarıt (Ras Shambra) isimli büyük bir ken­tin varlığından söz ediliyor. Bu ken­tin nüfusunun büyük bir bölümü Arabistan'dan gelen Samiler idi... Ancak, o tarihten günümüze ulaşan belgeler, kentin çok kozmopolit bir kimliğe sahip olduğunu gösteriyor. Nitekim Sümerce, Hititçe, Mısırca gibi tam 8 farklı dilin konuşulmuş olması bunun en somut kanıtı.

FENİKELİLER

Bir daha asla yeniden inşa edil­meyen Ougarit'in Karadeniz kıyıla­rından gelen barbarlar tarafından yakılıp yıkılmasından sonra, Fenike ta­rihi Sur, Sayda ve Biblos gibi kent­lerin çevresinde şekillenmeye başla­dı. Herbiri kendi başına birer güç olan bu kent-siteler, her ne kadar aralarındaki düşmanlığı sona erdir­mediyseler de ortak bir medeniyetin çocukla­rıydı. Onlara genel olarak Fenikeliler adı veriliyor­du. Çok yetenekli denizciler olan Fenikeliler, Cebelitarık Boğazı'nı aşmış, kuzeyde Hollanda kıyılarına, güneyde ise Gine sahillerine kadar ulaşmışlardı.

FENİKELİLER

Fenikeliler bu toprak­ları bir bütün olarak sömürgeleştir­mek yerine buralarda güçlü koloni­ler kurmayı tercih etmişlerdi. Akde­niz'in hemen hemen tüm sahillerin­de kurdukları bu koloniler sayesinde büyük bir hareketlilik kazanmış ve tüm Akdeniz ticaretini ele geçirmiş­lerdi. Gemicilik, ticaret ve el sanat­larında bu denli gelişmele­rinin nedeni, yaşadıkları Batı Akdeniz sahillerinde çok az miktarda bereketli toprak­ların bulunması, bu bölgenin orman­larla kaplı olmasıydı. Bakırı Kıbrıs'­taki, gümüşü ise İspanya'daki ma­denlerinden çıkarıyorlardı. 

FENİKELİLER

Fenikeliler, tarihe aynı zamanda ünlü lal rengi kumaş boyasının mu­citleri olarak da geçmişlerdi. Bu ku­maş boyasının kökeni, eski Yunanca "phoin" (kırmızı) kelimesinden ge­liyordu. Bu kumaşa verdikleri özel kırmızı rengi, Lübnan sahillerinde çok yaygın olan bir deniz kabuklu­sundan elde ediyorlardı. Fenikeliler sadece lal renginin mucidi değiller­di. Uzmanlar tarafından tam olarak kanıtlanmamasına karşın, bugün bü­tün dünya onları camı ilk keşfeden kavim olarak da tanıyor.  

Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız

Editörün Son İçerikleri

Kuyruklu Yıldızla Çarpışmak

Kuyruklu Yıldızla Çarpışmak

Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Sinema (II)

Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Sinema (II)

Sarıkamış Harekâtı Tanıklıkları (VI)

Sarıkamış Harekâtı Tanıklıkları (VI)

Rumeli Korunabilir Miydi? (IV)

Rumeli Korunabilir Miydi? (IV)

Editörlerin Son İçerikleri

kaptanfilozof06

Düşünceli Olmak

probiyotik

Kuyruklu Yıldızla Çarpışmak

bubble30

KAYISILI DONDURMA TARİFİ

Nielawore

ÇAPKINLAR ÇAPKINI TANRI: ZEUS

Bizden haberdar olmak için mail listemize kayıt olun