Güvenilir, istikrarlı olan, belli başlı çekici yanlara sahipken, belli başlı itici yanlara da sahiptir. Böyle bir hayatı seçmek genellikle kolay şartlar altında insanların ilk tercihi olmayacaktır. Peki neden insan güvenli ve istikrarlı olanı ilk başta seçmek istemez, şartlar kolayken, iyiyken seçmek istemez? Bunun en önemli sebeplerinden bir tanesi, güvenli ve istikrarlı olanın aslında insanlara sıkıcı gelmesidir. Bu sıkıcılık sebebiyle güvenli ve istikrarlı olan genelde tercih edilmek istenmez. Tercih edilse bile zorunluluktan tercih edilir.
Zamanı geldiğinde dünya insanlar için özellikle çocukluklarında ve gençliklerinde olduğu kadar güvenli bir yer olmaz. İşte tam da bu sebepten dolayı insan güvenli ve istikrarlı olan bir hayatı seçmeye mecbur kalır ama yine maalesefki içinde o kaotik hayatın heyecanını arayan bir vaziyette kalır. Kontrol edilebilen bir hayat insana sıkıcı gelir, istikrarlı bir hayat insana sıkıcı gelir ama onu güvende tutar. Her koşulun ve her konjonktürün kendine göre bir getirisi ve belli başlı problemleri vardır. Zor zamanlarda güvenlik ve istikrar arayışı ön plana çıkarken, kolay zamanlarda kaos ve heyecan arayışı ön plana çıkar. İnsan genellikle kendisine dopamin salgılatacak şeyler arar ve bu dopamin salgılatacak şeyler de genellikle kaotik ve riskli şeyler olur.
İstikrarlı bir hayat ve düzenli bir ortam size dopamin salgılatmaz, size sıkıcı gelmeye başlar. Her şey yolunda giderken insan sıkılmaya başlar ve kendi elleriyle kendi yarattığı düzeni kaosa sürükler. İşte bu, insanoğlunun aslında en büyük çıkmazıdır. Kendi yaratılışı sebebiyle hayatta kalmak için düzeni ve istikrarı kuran, güvenliği sağlayan insan, nesiller geçtikçe yine kendi eliyle kurduğu düzeni bozmaya başlar. İşte insan, yaratılışı gereği, ne yazık ki sabit olamayan ve kaosu getirebilen bir canlıdır. Tıpkı düzeni sağlayabildiği gibi. Ve bu galiba sonsuza kadar böyle gidecek gibi gözüküyor. Tabii mucizevi bir şekilde insan evrimleşmezse ve doğası değişmezse.
kaptanfilozof06
Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız