Gerek insanlığın gerekse bireysel anlamda bir insanın hayatta nasıl ilerlediğine, nasıl kendini geliştirdiğine baktığımız zaman, onu incelediğimiz zaman, karşımıza en büyük itici güç olarak aslında insanların bir şeylere zorunda kalmasından dolayı bir gelişim gösterdikleri ortaya çıkar. İnsanlar sevdikleri için ya da bir şeylerde iyi olmak adına idealleri uğruna genellikle kendilerini geliştirmez ve çalışmazlar. İnsanları çalıştıran, onları geliştiren yegane şeylerin başında aslında buna zorunda kalmaları yatar. Zorunda kalmayan bir insan ne kendini geliştirebilir ne de hayatta bir yol kat edebilir.
Rahatlık ve konfor içinde olan bir insan veya bir topluluk genellikle kendisini geliştirecek bir durumda olamaz. Maalesef ki bu gelişimden de ziyade aslında günlük hayatımıza da yansıyan bir durumdur. Gelişimi bırakın, insanlar hayatlarını idame ettirme konusundaki çabalarını bile zorunluluktan dolayı yaparlar. Bir işe gitmek, bir yerlerde çalışmak.
Bunlar bile zorunluluktan dolayı yapılan eylemlerdir aslında. Buradan da şunu anlıyoruz ki insan dediğimiz canlı aslında ite kaka, zorla bir şeyler yaptırılan, zorla çalışan ve zorunlulukları dolayısıyla hayatını sürdüren bir canlı. Ve bu zorunluluğu artık insan insana değil de sistemin bizzat kendisi insana dayatıyor. Ve dünyamız aslında zorunluluklarla ilerliyor.
kaptanfilozof06
Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız