İkili savaşın tarihi çok eskilere kadar gidiyor... Hatta, talihsiz Romalı gladyatörlere kadar... Ama düello, "aynı sınıftan insanların çok sıkı kurallara bağlı ölümüne mücadelesi" olmaya, 17. yüzyılın mutlakiyetçi prenslerinin etkisinde başladı. Yasal olarak yasaklanmasına, hatta ölüm cezasına rağmen bu tür karşılaşmalara göz yumuldu, bazen de düellocular affedildi. Çünkü, devlet gücünü ellerinde tutan prenslerin en son isteyeceği şey, bu gücü kullanırken desteğini aldıkları sınıftan kişileri kızdırmaktı. Devletin bu "salıncak politikası" 20. yüzyıla kadar da değişmedi.
Avrupa'da Aydınlanma Çağı ile öğrenilen eleştirel yaklaşım düelloya uygulanınca, bu "şeref için dövüşmek" meselesi halkın ilgi odağı haline geldi. Eleştiri; övmek yerine, bütün erdemlerini kılıcın ucuna yerleştirmiş köhne zihniyete yönelmişti. Ama, Jean Jacques Rosseau bu feodal saçmalıkla ne kadar dalga geçerse geçsin, Weimar Cumhuriyeti'nden Goethe sesini yükseltiyor ve "İnsan yaşamının ne önemi var ki? Tek bir savaş binlerce insanı silip süpürüyor. Erdemin kaba kuvvete karşı ve ona rağmen ayakta tutulması çok daha önemlidir" diyordu.
probiyotik
Yorumlar
Onurun canlarımız pahasına korunduğu zamanlar
Onurlu millet
Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız