Ekim 01, 2022

Osmanlı’nın Türkmen Aşiretleri (III)

Tufan Gündüz'e göre, devlet, nüfusu artan bir aşiretin bölünerek yeni bir cemaat meydana getirme­sine de karışmazdı. Yeni bölünen bir cemaat nüfus du­rumuna göre “mahalle” veya “oymak” adıyla anılırdı.

Osmanlı’nın Türkmen Aşiretleri (III)

Bunlar başlangıçta ayrıl­dıkları aşiretin bir parçası ola­rak kaydedilirler, eski kethü­dalarının idaresinde kalırlar ve daha önce birlikte konup­ göçtükleri aşiret ile konup­ göçmeye devam ederlerdi. Eğer, nüfus olarak temsil edi­lecek güce ulaşırlarsa kendi iç­lerinden seçtikleri bir kethüda tarafından idare olunurlar, genellikle o kethüdanın adını alırlar ve “cemaat” olarak anılırlardı.

Osmanlı’nın Türkmen Aşiretleri (III)

Osmanlı İmparatorluğu, konar-göçer toplulukları hiç­bir zaman kendine rakip olarak görmemiş, onlara impara­torluk tebaasının bir bölümü ve ekonominin bir parçası olarak bakmış ve asayişi boz­madıkları sürece, üzerlerine girmemişti. Nitekim aşiretler de Celali isyanlarının en yoğun olduğu devrilerde bile, nadir olarak eşkıyalık faaliyetlerine karış­mışlardı.

Osmanlı’nın Türkmen Aşiretleri (III)

İktisadi açıdan köylüler ve şehirlilerin yanında, Türk­menler üçüncü bir gücü oluşturmaktaydı. Osmanlı yöneti­minin Türkmenlere yönelik özel bir siyaseti yoktu; temel­de iktisadi faaliyetin devamı­na ve asayişe bakılıyordu. Devlet, tebaasından hiçbir grubu diğerinden da­ha üstün ya da daha aşağı seviyede gör­memiştir. Paul Wittek'e gö­re, aşiretler, Osmanlı cemiyetine girerek, bu toplumda Türk unsurunu devamlı olarak kuv­vetlendirip, yenilemişlerdir.

Yorumlar

  • İyi yönetmiş

Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız

Editörün Son İçerikleri

Üç Kural

Üç Kural

Hayatı Güzel Karşılamanın Yolları

Hayatı Güzel Karşılamanın Yolları

Kibarcık

Kibarcık

Hayatın Öğütleri

Hayatın Öğütleri

Editörlerin Son İçerikleri

kaptanfilozof06

Sonrasını Şekillendirmek

probiyotik

Üç Kural

bubble30
Nielawore

EN KİBAR VE NAZİK TANRIÇASI: HESTIA

Bizden haberdar olmak için mail listemize kayıt olun