Geçmiş toplumların yaşantılarına baktığımızda kabileler olabilir ya da küçük kasabalar, köyler olabilir. Bundan yaklaşık en azından 150-200 yıl kadar öncesine veya biraz daha gerisine gittiğimizde o toplulukta yaşayan herkesin bir vasfı olduğunu görebiliriz. Kimileri avcıydı, kimileri çiftçiydi, kimileri demirciydi, kimileri inançla ilgili meselelerle uğraşırdı, kimileri yaşlıydı ve toplumu yönlendirirlerdi. Ama herkesin bir vasfı, bir işi vardı. Bugün ise durum farklı. Bir sürü vasıfsız insan toplumun içinde ve bu aslında günümüz toplumun en büyük sorunlarından bir tanesini oluşturuyor. Vasıfsız insanlar yığını.
Burada vasıftan kastettiğim şey, o topluma bir yarar sağlayan birey olabilmekteydi. Yani bir çiftçinin topluma olan faydası her zaman hayatiydi. Bir demircinin topluma olan faydası her zaman hayatiydi. Veya bir askerin topluma olan faydası inanılmazdı. Her insanın topluma bir faydası vardı ve her insanın bir mesleği vardı. Bugün ise öyle değil. İşsizlik denilen bir oran var. Ve her toplumda işsiz bir kesim var. Bunun haricinde bir de sadece bir ofiste oturup bütün gün hiçbir şey yapmadan mesai harcayan insanlar var. Yani şöyle düşünsenize, bir devlet dairesinde çalışan memurların hepsi sizce çalışıyor mudur? Tabii ki de hayır. Ya da inançla ilgili meselelerle uğraşan insanların hepsi topluma yarar sağlayacak işler mi yapıyorlar? Hepsi yararlı mı? Tabii ki de hayır. Değiller. Ya da akademik personelleri düşünün. Ya da sanatçıları düşünün. Bunların hepsi topluma faydalı işler mi yapıyorlar? Tabii ki de hayır. Ama yine de varlar ve toplumun içinde yaşıyorlar.
Evet yaşıyorlar. Toplumun içindeler ama topluma hiçbir faydaları yok. Hiçbir faydalı şey üretmiyorlar. Sadece orada olmak için oradalar. Belki birilerine yamanmışlar ve bir taraf oldukları için oradalar. Ama vasıflı olan herkesin sırtına yükler. Bu açıdan baktığımız zaman vasıfsız olmayı iki şekilde ayırabiliriz. Birincisi, görünen işsizlikte olan insanları vasıfsız olarak söyleyebiliriz. İkincisi ise, görünmeyen, gizli olarak işsiz olanları vasıfsız olarak alabiliriz. Demin örneğini verdiğim gereğinden fazla bürokrat olması, sanatçı kesiminin bir kısmı ya da dinle, inançla uğraşan insanların bir kısmı gibi aslında hiçbir yararı olmayan, sadece orada olmak için olan insanlar topluluğu. Hiçbir işe yaramayan ama orada olan insanlar. İşte bugünün en büyük sorunlarından birisi bu. Bir vasıf edinememe sorunu, bir meslek edinememe sorunu.
Ya da bir düşünün, somut bir şey üretmeyen birisi topluma ne kadar yarar sağlayabilir veya soyut üretime baktığımız zaman fikirler gibi, bilgi gibi, Kaç kişi bunu yapıyordur? Yani akademik çevrede makale yazan, bilim üretebilen, bilgi üretebilen kaç kişi vardır? Masabaşı işlerinde gerçekten işe yarar işleri yapan kaç kişi vardır? İşte vasıf edinememe sonu böyle bir şey. Bir düşünsenize, bütün o işe yaramayan bürokratları, bütün o işe yaramayan din adamlarını, bütün işe yaramayan onca akademisyeni yada onlar gibi olan hepsini işten atsalar, toplumda görünen işsizlik ne kadar artardı bir düşünsenize. Ne kadar vasıfsız insan olduğunu buradan anlayabiliriz aslında. Bu toplum adına ve dünya adına günümüzün en büyük sorunlarından bir tanesi. Peki bu sorun neden oluyor? Ona da bir bakalım.
Bu problemin en büyük sebepleri ise birincisi teknolojik gelişme, ikincisi ise aşırı nüfus artışı. Aşırı nüfus artışı ama son 100 yılda yaşadığımız anormal nüfus artışı. Teknolojik gelişmenin bu problemi etkisi şöyle oldu. Eskiden bir tarlada bir hasat yapılabilmesi için belki de onlarca, belki de yüzlerce insanın çalışması gerekirdi. Ancak bugün ismi biçer döver olan bir alet var ve bu alet sayesinde tarladaki ekinler tek bir kişinin bu aleti kullanmasıyla biçilebiliyor. Yani teknoloji yüz kişinin veya onlarca kişinin yapabildiği işi tek bir makineye indirgeyebildi. Bu ve bunun gibi teknolojik gelişmeler insana olan ihtiyacı azaltıyor. Bu azaldıkça da işsizlerin sayısı artıyor. Bir de teknoloji sayesinde daha az insanla çok daha fazla ürüne ve imkana ulaştıkça refah artıyor. Refah arttırdıkça nüfus daha da artıyor ve nüfus daha da arttırdıkça vasıfsız insan sayısı daha da artıyor.
Günümüz sistemini çökerten yegane şeylerden birisi de aslında vasıfsız diyebileceğimiz insanların sayısının fazlasıyla artması oldu. Bu sistem çöktükçe de zaten insanların nüfusu giderek azalacak. Çünkü az kaynak ve az vasıflı insanın sırtına çok fazla vasıfsız insanın yaşam yükü bindi. Bu yüzden bu nüfus bir şekilde azalacak. Azaldıkça da tekrar toplumlar dengeye gelecekler. İhtiyaç olmadığı için vasıf da edinilemiyor ve vasıf edinilemediği için de insanlar vasıfsız kalmaya devam ediyorlar. Bu bir sebep. Diğer bir sebep ise insanların vasıf edinmek istememesi. İnsanların rahat yaşamlarını bırakmak istememesi. Medeniyetin onlara sunduğu ve teknolojinin onlara sunduğu bu rahat yaşamı bırakmak istememesi. Ama bu vasıfsızlık insanlara zarar veriyor.
Sonuca gelecek olursak ise teknoloji geliştikçe üretim ve hizmet artıyor ama bununla birlikte insana ihtiyaç azalıyor ama üretim ve hizmet arttıkça refah artıyor. Refah arttıkça insanlar daha fazla çoğalıyor ama vasıflı insana olan ihtiyaç az olduğu için yeni gelen nesil vasıfsız olarak yaşamını sürdürüyor ve yaşamlarını vasıfsız olarak sürdüren bu insanlar aslında hem vasıflı insanların ve sistemin sırtına yük oluyorlar hem de ihtiyaç olmadığı için bir vasıf edinemiyorlar toplum içinde ve bu çabayı edinecek motivasyonu da gösteremiyorlar. Biraz daha efor sarf edemiyorlar ve sistem bu yüzden kendi kendini yiyip bitirme noktasına geliyor ve sistem dengeye gelene kadar da toplumların nüfusu bir şekilde azalmaya devam edecek. Tabi bu nüfus azalımı insan eliyle olmayacak. Aslında doğal olarak baktığımız zamanda toplumların nüfus artış hızında bugün bir düşüş görünüyor. Üreme hızları düşüyor. Denge kendi kendini yeniden sağlıyor.
Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız