Sistemin Bittiği Yer
Bugün hepimiz yaşadığımız şehirlerde bir sistemin içinde var oluyoruz aslında. Bu sistemin içinde eğitim, güvenlik, barınma, gıdaya ulaşma, suya ulaşabilme, elektrik, teknoloji ve bunun gibi pek çok kazanımı elde edebileceğimiz bir sistemdeyiz. Şehirlerin içinde ya da kasabaların içinde insanlar kendi sistemlerinde güvende yaşarlar. Sistemin bittiği yer neresi diye soracak olursak aslında tam olarak şehrin, kasabanın bittiği yer şeklinde ifade edebiliriz. Şehrin sonuna geldiğinizde ve önünüzde uzanan onca boş araziye baktığınızda aslında dünyanın gerçek yüzüyle karşılaşmış olursunuz.
Çünkü dünyanın gerçek yüzü orasıdır, şehirler değildir. Şehirler bittiğinde kira derdi, çalışma zorunluluğu ya da yasal baskılar üzerinizden büyük ölçüde kalkar. Özel mülkiyet kavramı belki de kaybolur. Onca arazi sadece devlete aittir ama o bomboş arazilerde ne yapıldığı da pek kimsenin umurunda olmayabilir. Tabi onca arazi bir nevi sizindir. Ancak sistemden çıkıldığında güvenliğinizi sağlamak, beslenmek, suya ulaşmak, beslenmek, barınmak gibi temel ihtiyaçlarınızı da sistem değil, siz sağlamak zorunda kalırsınız. İşte sistemin sınırı tam olarak burada kendini göstermektedir.
Sistem tüm o baskısına rağmen, geçim derdine rağmen, problemlerine rağmen bizi içinde tutmasının sebebi aslında temel ihtiyaçlarımızı sistem dışında kaldığımız halinden daha iyi karşılayabiliyor olmasıdır. Tabii burada insan doğa içinde hayatta kalmayı öğrenirse sistem dışında da var olabilir. Ancak burada da yeni bir problem devreye girecektir. O da yalnızlık, sosyalleşememe gibi problemler ve hayatta kalmanın zorluğu devam edecektir. Yani şu anda içinde bulunduğumuz şehirlerdeki gibi her an istediğimiz an suya veya gıdaya ulaşamayabiliriz. İşte sistem temel ihtiyaçlara ulaşmamızı kolaylaştırdığı için aslında varlığını sürdürmeye de devam ediyor. Sistemin sınırı aslında dünyaya yaklaştığımız andır.
kaptanfilozof06
Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız