Mesleklerin Aslında Zor Olmaması
Bugün üniversitelerdeki bölümlere baktığınızda okunabilecek bir sürü bölüm görebilirsiniz. Bir sürü eğitim alanı ve üniversite okumanın sizleri bir meslek sahibi yapacağı da söylenir. Ancak işin doğrusu bir mesleği yapabilmek için ille de üniversite mezunu olmaya gerek yoktur veya o mesleğin okulunu da okumaya gerek yoktur. Aslında pek çok mesleğin içeriğine baktığımız zaman bugün eğitim gerektirmediğini görebilirsiniz. Size ne demek istediğimi birkaç örnekle açıklayabilirim.
Örneğin, bir doktor düşünün. Bir doktor, doktor olana kadar 8 yıl boyunca tıp öğrencisi olarak eğitim görür. Bu 8 senenin sonunda doktor olarak bir yerde işe başlayabilir. Peki, bu doktor, doktor olduktan sonra genelde ne yapar? Bu sorunun cevabı ise basittir. Odasında oturur ve hastaları karşılar. Hastalar geldiği zaman onlara belirlenmiş veya belli kalıplar halinde olan tetkikleri uygular. Bu tetkikler sonunda onlara ilaçlar yazar ve geri gönderir. Aslında bir doktorun bütün gün yaptığı şey budur. Bunu tıp okumamış bir insana da gösterseniz, o da bunu yapabilir aslında. Sadece birkaç ilaç ismi ezberlemesi gerekir. Tetkik tekniklerini öğrenmesi gerekir. Bu kadar. 8 sene okumasına gerek yok. Hatta bir cerrahın bile yaptığını kısa sürede bir eğitim sonunda sadece el yatkınlığı olan bir insan bile yapabilir. Neden bu kadar eğitim var?
Veya üniversitelerdeki işletme bölümlerini veya iktisat bölümlerini düşünün, yani ekonomi-finans bölümleri ve yönetmekle ilgili olan bölümler. Ama bugün işletme sahiplerine, şirket sahiplerine baktığımız zaman aslında bu insanların pek çoğunun veya belli bir kısmının ne üniversite iktisat bölümün mezunu olduğunu ne de işletme bölümün mezunu olduğunu görebiliriz. Hatta üniversite mezunu bile olmayabilir pek çoğun. Ama bir şirket sahibidir. Demek ki bir şeyleri yönetmek için üniversite mezunu olmaya da gerek yokmuş. Peki bu kadar eğitim niye o zaman? Bu kadar bilgi niye? Aslında meslekler kolaysa ve pek çok insanın öğrenip yapabileceği şekildeyse bu kadar eğitim niye var?
Bu kadar çok eğitimin alınmasının veya var olmasının sebebi aslında insanları yapacakları işe karşı bir ön bilgilendirmeye sunma çabası olarak düşünebilirsiniz. Yani, doktor olacak birisine doktor olmanın gerektirdiği bilgileri göstermek veya öğretmek, cerrah olacak birisine cerrahlığa hazırlamak, işletme yönetimi yapacak birisinin önceden konuyla ilgili terimleri veya bilgileri öğrenmesini sağlamak gibi şeyler olarak düşünebilirsiniz. Yani eğitim aslında bir ön hazırlıktır. Ama şöyle bir problem vardır. Üniversite mezunlarına yetecek kadar iş yok. Yani toplumda herkese tıp okutabilirsiniz ama tıp mezunu olan herkesi doktor yapamazsınız. Çünkü belirli sayıda doktora ihtiyaç vardır. Toplumda insanları işletme veya iktisat bölümlerini okumaya yönlendirebilirsiniz. Ama bu bölümlere olan ihtiyaç bellidir. İşte burada bu sistemin çöktüğü noktadayız. Talebi karşılayacak kadar arz yok. Ve bu durum bizi üniversite mezunu olmuş ama lise mezunlarının hatta ilkokul mezunlarının yaptığı işi yapmak zorunda kalan insanları gördüğümüz bir topluma yönlendiriyor.
O zaman olaya şu açıdan bakalım bir de. Madem pek çok mesleği yapmak için bir diplomaya bile ihtiyaç yok, yani öğrendiğimiz zaman yapabiliyoruz ve madem okuduğumuz zaman veya diploma sahibi olduğumuz zaman iş bulacağımızın da bir garantisi yok, o zaman okuyup zaman kaybetmenin ne anlamı var? Niye üniversiteye gidiyor bunca insan? İşte burada da iki tane farklı durum karşımıza çıkıyor. Aslında bunlar benim şahsi düşüncelerim. İnsanlar üniversite okumaya yönlendiriliyorlar. Bunun en önemli sebeplerinden birisi eğitim sektöründe dönen para. Eğitim sektöründe dönen para ve bu paradan nemalanan bir kitle var. Bu kitle insanların daha çok eğitim almasını istiyor ki daha çok para kazansınlar ve istihdam yaratılsın. Yani bir ekonomik sistem kuruldu ve bu sistemin bozulması istenmiyor. İkinci sebep ise insanların zaman kaybetmesi. Şöyle düşünün, erken yaşta kendi yolunu çizmeye çalışan bir insan, diyelim 18 yaşında kendi yolunu çizmeye çalıştın, hayata erkenden atıldın ve hayatı öğrendin. Tüm insanlar böyle olursa onları kontrol etmek pek mümkün olmayacaktır. Ama eğitim yoluyla zaman kaybeden insanları kontrol etmek daha mümkün olacaktır.
Sonuca gelecek olursak ise karşımıza çıkan tablo şöyle oluyor. Üniversite okuyorsunuz ama ne iş bulacağınız garanti ne de üniversitede öğreneceğiniz şeyleri gerçek hayattaki mesleklerinizi yapmak için ihtiyacınız olacak. Aslında o bilgileri bilmeden de bu meslekleri yapabilirsiniz. Bir de üniversite okumanın insana kaybettirdiği bir zaman ve para miktarı var. Yani hayatta kendi yolunuzu çizmenizi engelleyen bir bariyer aslında. O zaman niye okuyorsunuz? Okumanın ne anlama var? Bunu kendi içinizde sorgulayabilirsiniz. Belki bu yazıda olmayan, yazılmamış anlamları siz bulabilirsiniz. Ama ben bulamadım açıkçası. Belki şöyle şeyler de söylenebilir. Daha entelektüel ve bilgi birikimi yüksek bir topluma ulaşmak için herkesin üniversite okuması iyi bir fikir olabilir. Evet, bu açıdan bakarsak herkesin üniversite okuması iyi bir fikir olabilir. Ancak insanların hayatları mahvoluyor. Hayatı bilmeden yaşıyorlar ve üniversite bittiği zaman büyük bir hayal kırıklığıyla karşı karşıya kalıyorlar. Bütün insanlara bu acıyı çektirmeye değer mi? Sırf entelektüel ve bilgili bir topluma ulaşmak için değer mi?
Yorumlar
zor olduğu alanlarda çok
Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız