Bir insanın bir şeylere odaklanmasını sağlayan duygulara baktığımız zaman aslında burada odaklanmayı en çok arttıran duyguların korku ve acı olduğunu görebiliriz. Korku ve acı, diğer pek çok duygudan farklı olarak hayatta kalma içgüdüsüne doğrudan bağlantılı olarak ortaya çıktığı için aslında hayatın realitelerine en bağlı, en gerçek denebilecek duygulardır aslında. Diğer duygular, örneğin kıskançlık gibi veya bir şeyleri sevmek gibi olan duygular, hayatın realitelerine pek bağlı olmadan insanın tamamen kendi zihninde ürettiği değer yargılarına bağlı olarak ortaya çıkarken, acı dediğimiz duygu özellikle bizzat insanın sinir sistemine bağlı olarak, dışarıdan gelen fiziksel olayların veya psikolojik olayların insanın içinde yorumlanıp hissedilmesi şeklinde ortaya çıktığı için bizzat gerçekçi, realite dünyasına bağlıdır.
Korku da aslında böyle bir duygudur. Bu yüzden insanın gerek zihnini gerekse odaklanmasını, algısını en çok açan iki duygu korku ve acıdır aslında. Bir insan bir şeyleri sevdiği zaman da odaklanabilir ve kendini geliştirebilir. Ancak buradaki önemli detay, birincisi insanın sevdiği bir şeyi bulması pek de kolay değildir. İkincisi ise seviyor olsa bile bir devamlılık sağlaması pek kolay değildir. Bugünkü dünyada özellikle yeni nesilde yaşanan odaklanma kaybının en önemli sebeplerinden birisi de aslında yeni neslin daha önceki nesillere kıyasla korku ve acıdan daha uzakta büyümüş olmalarıdır. Yeni nesil ne İkinci Dünya Savaşı'nı gördü, ne Birinci Dünya Savaşı'nı gördü, ne de daha fazla büyük savaş gördü. Tabii şu anda yeni yeni görmeye başladılar. Şu anda dünyada bir sürü savaş olmaya başladı ama bu nesil büyürken bu savaşlara şahit olmadı. Ve gerek savaşlara şahit olmama, gerekse ekonomik yokluklara şahit olmama durumu ve en azından belli bir süre şahit olmama durumu aslında acı ve korkudan uzakta olan bir nesli odaklanma dediğimiz olgudan da uzaklaştırmış oldu.
Tabii tek sebep bu değil, teknolojik gelişmeler de odaklanmayı önemli ölçüde köreltti ama olaya bu açıdan da bakabiliriz. Yani korku ve acının yaşanmaması açısından da bakabiliriz. Ne yazık ki insan doğası gereği hayatta kalmayı en önemli motivasyon kaynağı yaptığı için ve belki de tek temel motivasyon kaynağı yaptığı için hayatta kalmaya direkt değinen, direkt hayatta kalmakla ilgili olan acı ve korku hissedildiğinde ancak beden kendini zorlayıp kendi doğasına aykırı olarak tek bir konuya odaklanma eğilimi gösterebiliyor. Birey hayatta kalmak uğruna kendi doğasını bile çiğneyebilme potansiyeline sahip. Gerçek ne yazık ki böyle. Acı ve korku insanı daha odağı güçlü hale getirir ve odaklanabilen bir insan kendisini daha çok geliştirebilir.
kaptanfilozof06
Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız