Fiziki anlamda sis, su buharı yüklü bir atmosferde, ısının düşmesiyle ortaya çıkıyor. Bu durumda, su buharı saydam doğasını yitiriyor ve çapı milimetrenin binde biri olan su damlacıkları halinde yoğunlaşıyor. Bu su damlacıkları öylesine küçük ki, sanki yerçekimine meydan okuyorlar ve saatte birkaç santimetrelik bir hızla yere düşmeye başlıyorlar. Sonuçta, toprak hemen üstünde dalgalanan bulutlar meydana geliyor. Sis, ılıman iklime sahip ülkelerin sahillerinde çok sık rastlanan bir doğa olayı... Çoğu zaman denizin üstündeki nemli havanın, iç bölgelerdeki daha soğuk hava kitlesiyle karşılaşması yeterli oluyor. Soğuk, su buharını kolaylıkla yoğunlaştırıyor; oluşan sis, oldukça yoğun ve kalıcı bir tabaka oluşturabiliyor ve bazen binlerce kilometrekareye yayılabiliyor.
Sis, iç denizlere oranla okyanus kıyısındaki ülkelerde daha sık görülüyor. Deniz kıyısında ise, soğuk hava kitlesiyle su buharı yüklü hava kitlesinin ilk karşılaşması çıplak gözle bile izlenebiliyor. Suyun üstünden çıkan dumanlar, insana "denizin için için yandığı" duygusunu veriyor. Okyanus kıyısındaki bazı ülkelerde sis kalıcı bir nitelik kazanıp aylar boyu varlığını sürdürebiliyor. Tropikal kıyalarda da aynı olgu çoğu zaman görülüyor. Tropikal kıyılarda sahilde su buharı yüklü sıcak hava, açıklardaki soğuk sularla karşılaştığı zaman sis olayı meydana geliyor. İşte, açık denizde denizcileri en çok korkutan doğal olaylardan biri de bu.
probiyotik
Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız