Alman düellosu en tehlikeli olanıydı. 1695 yılında Berlin'de, 60 yaşındaki bir düellocu, kurbanının cesedinin yanında ve halkın gözü önünde asılmıştı. Almanya'daki düellonun üst tabaka ile sınırlı tutulmasının nedeni, alt sınıfın bu tehlikeli oyuna layık görülmemesiydi. 1900’lerde Almanya'da altın çağını yaşayan düellonun bu üstünlüğü Birinci Dünya Savaşı'na kadar devam etti.
Düello kulüpleri tarafından dışlanan Yahudi öğrenciler, kendi kulüplerini kurdular ve yırtıcılıkları ile ünlendiler. Ancak düello, yine de asaletin bir göstergesi olarak kalmaya devam etti. Sosyal demokrat August Bebel bir konuşmasında şöyle diyordu: "Yüksek sosyal sınıftan centilmenler birbirlerinin kafasını uçurmak ya da silahla birbirlerini vurmak istiyorlarsa, temelde buna karşı çıkamayız. Kendilerini yok etme işini ne kadar sık yaparlarsa, bizim için o kadar iyi olur..."
Hayatında bir kez düello yapan Wellington Dükü, bir düelloda ölen askerlerine o kadar üzülmüştü ki, İngiliz ordusunda da düelloyu yasakladı. Ne var ki Fransızlar, bu işte çok ısrarcıydılar. Onlar için düello bir yaşam tarzıydı ve yaralarını gururla sergilerlerdi. Bu nedenle 1800'lü yıllarda "lite" adı verilen bir düello tipi bile geliştirdiler.
probiyotik
Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız