Ocak 21, 2026

Osmanlı Yönetiminin Kubbesi

Fatih'in devletin idari teşkilat ve teşrifatında, yani protokolünde mey­dana getirdiği büyük yapısal değişim neticesinde, yeni bir çehreye kavuşan Divan-ı Hü­mayun'a katılanlar, iki ana gruba ayrılmaktaydı:

 

Erkân-ı erbaa ismiyle anılan ve başta sadra­zam olmak üzere, vezirler, kazaskerler, defterdarlar ile nişancıdan oluşan ilk zümre Divan'ın aslı olup, orada fikir beyan etme ve karar ver­me yetkisine sahip­tiler. Bu asli üyelerin arasına bazı görevliler de şartlı olarak dâhil olabilmekteydi. Bunlar­dan yeniçeri ağaları, vezir rüt­besinde iseler, Di­van'a katılabilir­lerdi. Üzerinde vezir­lik payesi de bulu­nan kaptanıderya­lar da İstanbul'da bulundukları za­man Divan toplan­tısına iştirak eder­lerdi. Beylerbeyilerden herhangi birisi İstanbul'da iken, aynı şekilde Divan'a katılma hak­kına sahipti. Ancak 18. Yüzyıl'dan itibaren, beylerbeyi makamında bulunanlar Divan toplantılarına katılmadılar. Divan-ı Hümayun'un asli üyesi olmadığı halde toplantı­lara katılanlar ise, maiyetinde Divan bürokrasini yürüten bir kâtipler zümresi bulunduğu halde reisülküttap, büyük ve küçük tezkireciler, çavuşbaşı, kapıcılar kethüdası, teşrifatçı, asesbaşı, subaşı gi­bi görevlilerdi. Divan-ı Hüma­yun hizmetkârları diye anılan bu gruptakiler, sadece hizmetlerini yapar­lar ve asli üyelerin aksine, toplantı müddetince ayakta beklerlerdi.

Osmanlı Yönetiminin Kubbesi

Orhan Bey zamanın­dan Fatih zamanına kadar Divan-ı Hümayun, genellikle haftanın hemen her günü sabah namazından sonra toplanıp, öğlene kadar çalış­maktaydı. Fatih'in Divan başkanlı­ğından çekilip, arza girme uy­gulamasını başlatmasından sonra, Divan'ın asli üyeleri­nin, haftanın dört günü huzura çıkarak kendi memuriyet sahaları hakkında padişaha bilgi vermeleri âdeti benim­sendi. 16. Yüzyıl sonlarına doğru Divan toplantıları haftanın yalnızca dört günü; cumartesi, pazar, pazartesi ve salı günleri yapılmaya başlandı. I. Murad devrinde salı ve pazar günleri arz yapılması usulü kabul edilerek, her Di­van günü arza girilmesi âde­tinden vazgeçildi. III. Mehmed devrinde ise, toplantı günleri salı ve pazar olmak üzere haftada iki güne indirildi ve salı da, arza girme günü oldu. Bu süreçte, dev­let işlerinin ve çeşit­li meselelerin görü­şülüp bir karara bağlanmasında, ön­ce sadrazamların “İkindi Divanları” ön plana çıktı. 17. Yüzyıl'ın ortaların­dan itibaren oluş­maya başlayan Paşa Kapısı (Bab-ı Asafî / Bab-ı Âlî), zamanla Divan-ı Hümayun'un yerine, devlet işlerinin görül­mesinde, yeni bir hükümet merkezi oldu. Divan-ı Hümayun, II. Mahmud'un reformlarından sonra, eski bir gelenek ve şata­fat vasıtası olarak kaldı; an­cak ulufe dağıtımı ve elçi ka­bulleri sırasında toplanmayı sürdürdü.

 

 

Yorumlar

  • Osmanlı Devleti büyükmüş

Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız

Editörün Son İçerikleri

Hissi Reddedilme ve Motivasyon

Hissi Reddedilme ve Motivasyon

Aşk ve Fizyolojisi

Aşk ve Fizyolojisi

Farkında Olmadan Keşfetmek: Post-it Kağıdı
Bilinçsiz Keşif: Fotoğraf

Bilinçsiz Keşif: Fotoğraf

Editörlerin Son İçerikleri

kaptanfilozof06

Sürekli Değişen Planlar

probiyotik

Hissi Reddedilme ve Motivasyon

bubble30
Nielawore

Bizden haberdar olmak için mail listemize kayıt olun