İnsanlar açısından hayatta değişmeyen kurallardan birisi varsa, bu da kesinlikle gerek insanların bireysel anlamda, gerekse toplumsal anlamda hak ettiklerini bulma eğiliminde olmalarıdır. Ne yazık ki ve aynı zamanda neyse ki bu durum hiç değişmez. Çünkü bir insan koşulları her ne olursa olsun, nerede dünyaya gelmiş, nerede doğmuş veya nerede yaşamış olursa olsun, günün sonunda bir şekilde kendisini hak ettiği noktada bulacaktır.
Sahip olduğu tüm imkanlar, her şey aslında insanların niteliklerine veya yapılarına, karakteri ve kapasitesi veya kabiliyetlerine bağlı olarak değişecektir. Hayatta sefalet içinde yaşamayı hak edecek bir durumdaysa, zengin bile doğmuş olsa, belki çok rahat bir ortamda veya güvenli bir ortamda doğmuş olsa, yüksek ihtimalle hayat onu o sefaletin içine bir şekilde atacaktır, sürükleyecektir. Bundan kaçamayacaktır. Aynı şey toplumlar için de geçerlidir. Bir toplumun başına ne kadar harika ve iyi bir lider gelirse gelsin veya liderler gelirse gelsin, imkanları ne kadar bol olursa olsun eğer o toplum sefaleti, yoksulluğu ve acıyı hak ediyorsa, günün sonunda bir şekilde o sefalete ve acıya ulaşacaktır.
Bir şey iyi görünüyor diye iyi gidecek diye bir kural yoktur aslında. Bir insanın hayatta neye sahip olabileceği veya neye sahip olamayacağı ile ilgilidir. Potansiyeliyle ilgilidir. İyi bir hayata ulaşabilmek gibi kötü bir hayata da ulaşabilmek bir potansiyel meselesidir. Tıpkı toplumlar için de aynısı olduğu gibi. Sonunda genellikle baktığımızda her birey ve her toplum şartlar ne olursa olsun hak ettiği yaşamı ve ait olduğu durumu yaşayacaktır.
kaptanfilozof06
Yorumlar
İnsan sonunda hak ettiği yere çıkar ya da düşer
Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız