Temmuz 18, 2024

Asırlık Gelenekler

'Kına Gecesi' için düzenlenmiş vit­rin ise, mankenli bir canlandırma orta­mında, izleyicinin hayal gücüne yar­dımcı oluyor... Çar­şamba günü akşamı yapılan 'Kına Gece­si'nde erkekler se­lamlıkta, kadınlar haremde eğleniyorlar. Selam­lıkta çalgılar çalmıyor; harem­de çengi kolları oynuyor. Mu­sahipzade Celâl'in anlatımına göre, çengiler gelinin ellerine kına konulması için, türkü söyleyerek kızı davetli hanım­ların önünde dolaştırıyorlar... Şimdi, yine Müze'ye dö­nersek 'Gelinlik vitrini'nde, hem 'Paça Günü' giysisini ya­ni 'paçalık'ı hem de 19. Yüzyıl sonlarına tarihlendirilen bir gelinliğin zarafetini tadıyoruz. Sadberk Hanım Müzesi'nin uzmanı, sanat tarihçisi Lale Görünür'ün verdiği bilgiye göre, aslında daha önceleri, geleneksel kesimdeki entari­ler, üçetek entariler de gelin kıyafeti olarak kullanılıyor­muş... Tabii beline elmaslı al­tın kemer, başına elmas ta­kımlar konuyor ve gelinin ba­şı, boynu mücevherlerle dona­tılıp kulağına da salkım küpe­ler takılıyormuş.

Asırlık Gelenekler

Sadberk Hanım Müze­si'ndeki birbirinden nefis üçe­tekleri günümüzün ziyaretçile­rine bırakıp, biz yine geçmiş zamanın bir düğün evine dö­nelim: Gelin tellenip pullanıp, giydirilip kuşatıldıktan sonra davetliler düğün evini doldururken, 'yengelik' yapacak olan kadın, gelinin koluna gi­rip onu ortaya çıkarır. Kızın babası gelir ve kız, babasının elini öper. Baba, kızının beli­ne, Türk geleneklerine göre, 'gayret kuşağı' denilen bir şal kuşak bağlar ve kılıçtan atla­tır: "Dedelerin gibi bu kılıcı iyi kullanacak evlat ve ahfat yetiştir!" diyerek kızının sırtı­nı sıvazlar. Kız gelin odasına götürü­lüp köşeye oturtulur. Bu gelin köşeleri genelde, gelinin ken­disinin işlediği sır­malı, ipekli el iş­leriyle süslüdür ve gelinin bütün çeyizinde, ne ka­dar kıymetli par­ça varsa, onlar da odanın duvarlarını süslemek­tedir.

Asırlık Gelenekler

Gelin, köşesinde oturur­ken davetliler de odayı doldu­rup sedirlere sıralanır; gümüş şekerdanlık içinde misafirlere 'peynir şekeri' ikram edilir. Arkasından sitil ile kahve ve­rilir. Sitil, üç zincire tutturul­muş gümüş bir tas içinde yer alan küçücük bir kahve ibriğidir. Sitili, omzunda üstü sır­ma saçaklı bir kadife kahve örtüsü ile bir cariye tutar. Onun arkasında, beyzi gümüş bir tepsi içinde, altın veya gü­müş zarflı fağfurî fincanları getiren bir başka cariye var­dır. Aynı örtü ile bir üçüncü cariye kahve ibriğinden fincanlara kahve koyar... Birkaç kadının, 'Güvey geliyor, gü­vey geliyor' sözleri üzerine, yenge hanım, gelinin duvağını yüzüne örter, koluna girer ve onu aşağı indirir.

Asırlık Gelenekler

Güvey, merdivenin alt ba­şında karşılanır. Yenge ha­nım, 'Al emanetini yavrum, Rabbim uğurlu kademli etsin' duası ile gelini güveyin koluna verir. Fakat gelin, güveyin de­ğil; güvey gelinin koluna girer. Gelinin bir kolunu da yenge hanım tutarken, 'Maşallah... Maşallah' haykırışları arasında güvey, geli­ni odasına götürür.

Yorumlar

  • Çok köklü geleneklerimiz var

  • aaa ilk defa duydum

Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız

Editörün Son İçerikleri

Ses Çıkartabilir Miydik?

Ses Çıkartabilir Miydik?

Tavlanın İnadı

Tavlanın İnadı

Tavlanın İcadı

Tavlanın İcadı

Çaydanlığın Şarkısı

Çaydanlığın Şarkısı

Editörlerin Son İçerikleri

kaptanfilozof06

Yarım

probiyotik

Ses Çıkartabilir Miydik?

bubble30
Nielawore

HAREKETLİ KAZAN: NGC 2467

Bizden haberdar olmak için mail listemize kayıt olun