Bir insanı hayattan soğutan ya da onu en çok isteksizleştiren şeylerden birisi aslında yapmak isteyip de yapamadığı şeylerin toplamıdır. Bir insan yapmak isteyip de yapamadığı şeylerin sayısında ne kadar artış yaşarsa bunun sonucunda hayata karşı olan isteksizliği giderek artacaktır aslında. Örneğin yokluk içinde büyümüş birisi, gün geldiğinde eline varlık geçse bile o varlığı çok fazla tüketerek, har vurup harman savurmayarak kullanmayabilir. Yani bu herkes için geçerli olacak diye bir şey yoktur ama bazı insanlar bu isteksizlik haline düşebilirler.
Yokluk insanın isteklerini de alıp götürür, heveslerini de alıp götürür, heyecanını da alıp götürür, pek çok şeyini alır ve götürür. Yokluk ve yokluğun getirdiği ulaşamama hali pek çok şeyi insandan söker götürür aslında. Yıllar içinde biriken bu ulaşamama ve ulaşamamanın yarattığı isteksizlik, gün geldiğinde insanın o istediği şeylere ulaşabilecek hale gelse bile harekete geçmemesine sebep olacaktır. Aslında burada bir şeylere ulaşamamak ve isteksizlik arasında bir çizgi, bir sınır vardır.
Bu sınır aşıldıkça insanın istekleri kaybolmaya başlar. İnsan hayattan bir şey anlayamaz hale gelir. Heyecanı ve coşkusunu yitiren insan, sadece çalışır, çalışır ve bu alışkanlığını sürekli sürdürür hale gelir. Çünkü hayatın getirdiği yükle yaşamaya alışmıştır artık. Hayatın gerçekleriyle, realitesiyle yaşamaya alışmıştır. Ve bu sebepten dolayı da o realiteden pek de çıkamaz hale gelir. Yarınları düşünmek ya da hayatın getirdiği isteksizlik hali, bütün o coşku ve heyecanın önüne geçer. Önüne geçtiği için de insanı daha hareketsiz, daha az coşkulu ve heyecanlı kılar. İnsanın yaşının da ilerlemesiyle birlikte istek ve heyecan iyice ortadan kalkar.
kaptanfilozof06
Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız