Günümüzde duyguların nasıl oluştuğunu, nasıl ortaya çıktığını değerlendirdiğimiz zaman karşımıza çıkan sonuçlar aslında son derece yanıltıcı olabiliyor. Pek çok insan açısından bu üzerinde çok düşünülmüş bir şey değil. Sevdikleri zaman, nefret ettikleri zaman, aşık oldukları zaman bunun öylesine ortaya çıkmış olabileceğini veya içlerinden gelen bir şey olduğunu ya da ilahi bir şey olduğunu bile zannedebilenler var. Aşık olmaya ve sevmeye özellikle pek çok şarkıda veya sanat eserinde çok büyüleyici, ilginç anlamlar yüklenebiliyor. Oysa ki fakirliğin, sefaletin, kavganın içinde insan aşık olup sevebilir mi? Veya huzurun ve sükunetin içinde insan sinirlenebilir mi?
Aslında duygular dediğimiz şey, ön koşullara ve hayat şartlarına bağlıdır. Yoksul insanların veya hayatı zor geçen insanların aşık olup sevdiklerini pek göremezsiniz. Bu tarz duygular için gerek ekonomik gerekse başka türlü güvenceler lazımdır. Bu tarz duygular için birbirine uyumlu olabilen iki insan lazımdır. Belli başlı kriterler bir araya geldikten sonra aşk veya sevgi dediğimiz şey ortaya çıkabilir. Aynı şekilde kavganın ve gürültünün ortaya çıkması için de belli başlı koşullar lazımdır. Ama bu koşullar yerine gelmeden insanlar özellikle aşkın, sevginin veya çekimin gerçekleşmesini bekleyebiliyorlar. İşte bu aslında insanların günümüzdeki en büyük yanılgılarından bir tanesi. Koşullar oluşmadan duyguların oluşmasını beklemek, sanki onlar insanın içinden çıkan bir şeyler değilmiş de var olmanın kendisiymiş gibi davranmak. Ama öyle değil. Duygular belli koşullar altında insanın kendi salgıladığı hormonlarla ortaya çıkan hislere verdiği isimlerden başka bir şey değildir. İnsan icadıdır aslında tüm duygular. Hayatın kendisi değildir.
İşte bu yüzden insan icadı olan bu duygular, belli şartlar gerçekleştikten sonra ortaya çıkar. Hatta bazen şartların gerçekleşmesi bile yetmez çünkü duygu dediğimiz şeye anlamı ve adı yükleyen insanın bizzat kendisi olduğu için zaten insan o anlamı yüklemezse ne olursa olsun o duygu gene oluşmayacaktır. Doğru şartlar ve doğru anlam, duyguları meydana getirecektir. Ve bu meydana gelme olayı aslında bizzat insanın kendisinin elinde olan bir şey olduğu için duygular çok kutsanacak ya da çok yüceltilecek kavramlar değillerdir. İnsan gerçekten isterse ve kendini zorlarsa şartlara rağmen bile olsa herkesi veya her şeyi sevebilir veya herkesten ve her şeyden nefret de edebilir. Duygular insan ürünüdür ve insan isterse istediği şekilde ortaya çıkarabilir. Duygular içseldir ve aslında her birey için farklı tanımlanabilir.
kaptanfilozof06
Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız