Ölüm Sonrası Yaşam İle Hayata Anlam Vermek
Ölüm kavramının ve hayatın sonlu olmasının, insanın hayatına anlam vermesi adına büyük bir kayba sebep olduğunu geçtiğimiz günlerde anlamıştık. Gerçekten de ölüm sonrası hayat var mı, yok mu sorusunun sorulmasının en büyük sebeplerinden birisi, aslında insanın hayatına bir anlam katma arayışı ve zorunluluğundan gelmektedir. Çünkü bu dünyada yaptığımız şeylere bir amaç veremezsek veya bir anlam katamaz isek, aslında hiçbir şey yapmadan da hayatımızı öyle boş boş geçirebiliriz. Pek çok inanç sistemi, ölüm sonrasında bir hayat vadederek ve bu yaşamda, bu dünyada yaptığımız eylemlerin iyi veya kötü olmasına kendince verdiği kurallara göre bağlayarak, insanın hayatına bir anlam katma çabası içerisinde bulunur.
Her inanç sisteminin iyi konularda ve kötü konularda ortak vardığı kanılar olsa bile, farklı vardığı ve birbirinden ayrıştığı noktalar da vardır. Ancak buradaki sonuç aslında değişmiyor. Hangi inanç sisteminde olursanız olun, pek çok inanç sistemi bir şekilde ölüm sonrası hayatı kurallara koyabildiği veya kendince tanımlayabildiği için, insanın hayatına da veya bu dünyada geçirdiği süreye de bir anlam katmış oluyor. Ancak işin trajik yanı, aslında hiçbir inanç sistemi, kendi öne sürdüğü tezleri kanıtlayabilecek durumda değildir. Yani ölüm sonrasındaki o yaşamı, cenneti, cehennemi veya sorgu gününü hiçbir inanç sistemi kanıtlayamaz. Oraya gidip video çekip, ses kaydı alıp, belgelendirip buraya geri gelemez. Bu trajik bir olaydır ama bu trajediye rağmen pek çok insan sırf hayatına anlam katabilmek adına ve en büyük psikolojik açlığı olan anlam verme açlığını giderebilmek adına inanç sistemlerine yönelebilmektedir.
Ancak hayata anlam vermemizi sağlamanın yegane yollarından birisi inanç sistemleri de değildir. Aslında inanç sistemleri, hayatını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalmamış insanlar adına bir anlam verme yolu olabilir. Ancak hayatın veya ölecek olsak bile sınırlı hayatımızın gerçek anlamı aslında hayatımızı kaybetmekle karşı karşıya olduğumuz anlarda ortaya çıkacaktır veya zor zamanlarda ortaya çıkacaktır. Çünkü hayatın anlamı, zor zamanlarda hayatta kalma içgüdümüzle birlikte tetikleneceği için bu içgüdünün tetiklenmesiyle birlikte, yani en temel içgüdümüz, hayatta kalma içgüdümüz zorluklarla, yaşamsal tehlikelerle tetikleneceği için aslında kendi içimizde içgüdülerimizden kaynaklanan bir anlam da üreteceğizdir. Aslında hayatın anlamı diye bir şey realitede olmayabilir ama insan zaten bu anlam arayışında olduğu için yine kendi içgüdüleriyle kendi hayatında anlamını üretecektir. Ama bu tehlikeye maruz kalmayan insanlar ise farklı anlam arayışlarına gireceklerdir. İnanç sistemlerinin ölüm sonrasında yaşam olduğu tezi de bunun en yaygın yollarından bir tanesidir.
kaptanfilozof06
Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız