İnsanın değişen hayat şartları onu sadece hayat şartlarında değil, içsel anlamda da bir değişime sürükler. İnsanın hayat şartları onun iç dünyasını ve düzenli olarak neler hissedeceğini de belirleyen bir durumdur aslında. Ve hayat şartları bireyin kendi çabaları tarafından değiştirilmeyi başarılabilirse, birey o anda duygusal bir boşluğa sürüklenebilir. Bu duygusal boşluk hissi gerçekten de can sıkıcı olsa da enteresan vaziyetlerde karşımıza çıkabilir.
Örneğin gelecek kaygısı içinde birisini düşünün. Hayatta herhangi bir mesleği, herhangi bir işi gücü, amacı yok. Ardından bu kişi kendi bireysel çabalarıyla bir meslek edinmeyi başarsın ve iyi bir ücret almayı başarsın varsayalım. Veya daha da iyisini yapsın ve ticaret yaparak zengin olsun. Böyle bir durumda bu yoksul insanın düzenli olarak hissettiği kaygı, korku ve endişe maddiyatın yerine gelmesiyle birlikte büyük ölçüde azalacaktır. Burada ya birey kendi içsel kaygı ve korkularını korumayı tercih edecek veyahut da bu korkulardan arınacaktır ki yaşam şartlarının değişmesiyle bu kaygı ve korkular oldukça azalacaktır.
İşte böyle bir durumda söz konusu olan birey duygusal boşluğa girecektir. Çünkü hayatının genelinde kaygı ve korkudan başka bir şey hissetmeyi bilmeyen birey, bu kaygı ve korkudan kurtulduğu zaman ne hissedeceğini bilemeyeceği için veya vücudu başka bir his üretemediği için birey duygusal bir boşluğa sürüklenecektir. Tabi zamanla boşlukları dolduracaktır insan ama ilk başta duygusal boşluğa ister istemez sürüklenecektir. Gerçekten de duygusal boşluk enteresan durumlarla da karşımıza çıkabilme potansiyeline sahip.
kaptanfilozof06
Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız