Huzurun nasıl ortaya çıktığına baktığımız zaman huzur kavramının da kişiden kişiye göre değişen bir kavram olduğunu fark edebiliriz. Kimisi için huzur geçmişi veya geleceği düşünmeden yaşanabilmiş anlar, yani rahat geçen anlar. Kimisi için huzur yolunda giden iş hayatı, kimisi için yolunda giden aile hayatı veya başka bir şey. Ama işin gerçeğine baktığımız zaman huzura giden yol genellikle zor yollar aşıldıktan sonra varılabilen bir yerdir. Çünkü huzur dediğimiz şey aslında içinde refah gerektiren, belli bir bilgi birikimi gerektiren ve belli miktarda tecrübe gerektiren bir şeydir.
Huzur her şeyden önce kıymeti anlaşılması gereken bir şeydir. Çünkü huzur yerine başka şeylerin peşinde koştuğumuz o gençlik yıllarında genellikle huzurun kıymetini bilmeden yaşıyoruz. Huzur ve huzura yönelik arayış ilerleyen yaşlarda başlıyor ve sonrasında gençliğimizde yaptığımız hatalar sebebiyle aslında o aradığımız huzura ulaşamadığımızı fark ediyoruz. Ve sonrasında huzura ulaşmamız için ekstra bir çaba göstermemiz gerekiyor. Ama huzura giden yol genellikle o kadar zordur ki o yol boyunca tüm çekilenler, tüm yaşananlar bireyin içindeki huzurlu olabilme kapasitesini de ortadan kaldırır.
Çünkü bir kere hayatın içine daldığınızda aslında hayatın hiçbir zaman huzurlu bir yer olamayacağını anlıyorsunuz. Çünkü hayat huzurlu olunamayacak kadar karmaşık ve kaos içinde bir yer. Hayatın bitmek tükenmek bilmeyen bir savaş ve bir mücadele olduğuyla yüzleştiğiniz zaman huzura asla tam olarak ulaşamayacağınızı da anlıyorsunuz. Ama huzura giden yolun da bir parçası aslında bu mücadeleyi vermekten geçiyor. Yani huzura giden yolun bizzat kendisi aslında huzur denilen şeyi de yok ediyor. Gerçekten de insanoğlunun ulaşamayacağı veya ulaşmakta çok zorlanabileceği yegane şeylerden biri huzur olsa gerek.
kaptanfilozof06
Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız