Bir insanın doğal bir davranış olarak genellikle bir gruba, bir yere, bir topluluğa ait olduğunu görebiliriz. Çok doğal olan bu insan davranışı aslında çok kritik bir durum içerisinde bozulabilir. Bu durumu bozacak olan şey ise aslında farkındalık dediğimiz durumun oldukça yükselmesi ve artması ile ilgilidir. Bir diğer bu bozucu olan şey ise insanın yalnızlığa alışmasıdır. Yani insan yalnızlığa alıştığında ve farkındalığını önemli ölçüde artırdığında hiçbir yere ait olamayacak bir noktaya doğru sürüklenir. Bir dini gruba mı katılmak istiyorsunuz? Farkındalığınız artarsa buna sahip olamayacaksınız.
Bir arkadaş çevresi mi istiyorsunuz? Farkındalığınız arttıkça o insanların kusurlarını, gerçek yüzlerini göreceksiniz. Daha da üst boyutlara varacak olan bir rahatsızlık hissedeceksiniz. Yaşadığınız ülkeden memnun mu olmak istiyorsunuz? O ülkenin kusurlarını, kötü yönlerini gördükçe daha da o ülkeden soğuyacaksınız. Farkındalığınızın artması her açıdan sizi yalnızlığa ve hiçbir yere ait olamama durumuna sürükleyecektir. Bir de bunun üzerine yalnızlık duygusuna alışırsanız o zaman hiçbir yere ait olamayacağınızı göreceksiniz. Ve böylece farkındalığını arttırmış olan insan yalnız kalacaktır. Belli bir noktadan sonra yalnız kalacaktır ama.
Belki bazılarımız kusurları kabullenmeyi seçebilir ama burada da kusurları kabullenmekle toplumun dışına çıkmak arasındaki farkı, bu yol ayrımını belirleyecek olan şey bireyin yalnızlığa ne kadar alışabileceği veya alışamayacağıdır. Çünkü insan yalnızlığa alışmaya başladığı zaman kendi konfor alanı içinden de çıkmak istemeyecektir. Dolayısıyla yalnızlığa alışabilen bireyler farkındalıklarının da artmasıyla yalnız kalmayı seçecekken, farkındalığı artmış olsa bile yalnızlığa alışamamış olan bireyler farklılıkları ya da kusurları kabullenmeyi seçecektir. İşte burada bireyin, farkındalık sahibi bireyin yalnız kalmak ve kalmamak arasındaki yol ayrımını net bir şekilde görebiliyoruz.
kaptanfilozof06
Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız