Bir insanın kendini ifade etmesi, kendi ile ilgili bir şeyler anlatması ve iletişim kurması, bunu nasıl yaptığına göre onun kim olduğunu belirleyecektir. İnsan iletişim kurarken veya kendini tanıtırken bunu yaşadığı acılar üzerinden yaparsa, bunun bize gösterdiği şey veya göstereceği şey olumsuz bir imajla birlikte bireyin kendi acılarından başka pazarlayabileceği bir şeyin bulunmadığını gösterebilir. Bir birey kendi acılarından başka, kendi yoksunluklarından başka, kendi üzüntülerinden başka bir şeyle iletişim kurduğu insana karşı var olamıyorsa, burada büyük bir vasıfsızlık veya yeteneksizlik görebiliriz aslında.
Acının pazarlanması, bireyin aslında kendisini güçlü gösterme çabasıdır. Bunca acıya ve üzüntüye rağmen hala ayakta durduğunu bizlere kanıtlamaya çalışır. Ancak buradan çıkarılacak bir başka sonuç ise, bunca acıyı, bunca kötü olayı bireyin niye yaşadığını sormamıza sebep olacak ve bu insanın acılarından başka sahip olduğu bir şey yok mu, hiçbir yeteneği veya hiçbir başarısı yok mu, sorusunu sormamıza sebep olacaktır.
Dolayısıyla bir insanın kendini tanıtırken veya kendisini anlatırken acılarını anlatması, başına gelen kötü olayları anlatması o insan açısından son derece kötü bir pazarlama yolu olacaktır. Acının pazarlanması bu açıdan bakıldığında pek de iyi bir şey değildir. Hatta bireyin kendi özelini açması ve kendisini olumsuz bir şekilde tanıtması açısından oldukça hatalı bir davranıştır. Ama bazı insanlar ne yazık ki acılarını pazarlamayı sürdürürler. Drama üzerinden yaşarlar. Buna alışmışlardır çünkü.
kaptanfilozof06
Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız