Yılan, insanın bilincine kıvrıla kıvrana "zaman "ın başlangıcıyla girdi ve insanoğlunun ilk tanrılarından biri oluverdi... Kimi yerde kaosu, kimi yerde de düzeni temsil etti... Bazı toplumlar ona taptı, bazıları da ondan çok korktu, ama yılan o günden bugüne insan fantazmasmı hep meşgul etti, bütün kültürlerde sanatçıların esin kaynağı olup rüyalarını süsledi.
Tanrı, Havva'yı Adem'in kaburgasından yarattıktan biraz sonra Havva yılanla karşılaştı. Yılan, Havva'yı Cennet'in ortasında bulunan ağaçtaki elmayı koparması için baştan çıkardı. Havva da densizlik edip aslında yememesi gereken elmayı yedi ve gözlerini "bilgi"ye açtı. Bununla da yetinmeyerek elmayı Adem'e yedirdi. Zavallı çift, yılanın oyununa geldikleri için Cennet'ten kovuldular ve ölümsüzlüğü yitirerek ölümlü insan oldular.
İşte bu yüzden yılan, Michelangelo Buonarroti'nin Vatikan'daki Sistine Kilisesi'nin duvarlarına 1508'le 1512 arasında yaptığı fresklerde baştan çıkarıcı bir kadın; Adem'le Havva da yaşlanmış ve porsumuş insanlar olarak resmedildiler. Semavi dinlerin temeli olan Yahudilik'te "Hawwah" olarak bilinen bizim Havva'nın adı, İncil'in yazıldığı ilk dil Aramice'de yılan anlamındaki "Hiwya" kelimesine çok benzer oldu. Bu "İlk günah"ını insanoğluna unutturmamak için, erkeklerin boğazındaki gırtlak çıkıntısına da "Adem elması" dendi.
probiyotik
Yorumlar
çok ilginç değil mi
İnsanlar çok fazla anlam yüklemiş
Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız