Bir topluma söylenen en sık yalanlardan bir tanesi, yaşananların anlatıldığı zaman ortaya çıkan tablodan ibarettir. Aslında bu yalanlar sadece güncel olaylarla ilgili söylenmez, tarihin bizzat kendisiyle ilgili de söylenir. Aslında gerek tarih, gerekse yaşanan olaylar yöneticilerin kendi ideolojilerini veya kendi haklılıklarını halka yansıtmak için kullandıkları birer araca dönüşmektedir. Çünkü bir tarihsel olay veya herhangi bir güncel olay aslında anlatım şekline göre çok geniş yelpazelerde değerlendirilebilecek durumdadır.
Bir tarihsel olayı anlatım şekline göre kendinizi çok övebilirsiniz, karşı tarafı da çok övebilirsiniz veya başka bir tarafı da çok övebilirsiniz. İşte bu yüzden insanlara anlatılanlarla insanların yaşadıkları yani tarihte gerçekten yaşananlar arasında oldukça büyük farklar gözlemlenebilmektedir. Burada önemli olan kilit nokta, tarihi anlatan kişinin kimin tarafında olduğu ve ne amaçladığıdır.
Örneğin, İkinci Dünya Savaşı ile ilgili anlatsan olaylara baktığınız zaman, olayın anlatım şeklini, batılı ülkelere dayanan kaynaklardan farklı dinleyebilirsiniz, ama doğulu ülkelere bağlı kaynaklardan daha farklı dinleyebilirsiniz. Buradaki farkın sebebi, hangi tarafın neyi vurgulamak istediğiyle ilgilidir. Bu yüzden, herhangi bir tarihi olayda, bir birey gerçekten de bir şey öğrenmek istiyorsa, yapabileceği en iyi şey, aslında, kendisinin bakıp kendisinin öğrenmeye çalışmasıdır. Çünkü, size anlatılan her şey aslında, birilerinin fitresinden geçip size anlatılmaktadır. Bu yüzden, yapılabilecek en iyi şey, bireyin kendisinin araştırıp öğrenmesidir. Böylece, daha tarafsız, daha objektif bilgilere ulaşabilir.
kaptanfilozof06
Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız