İnsanlar aslında davranış bakımından iki farklı şekilde incelenebilirler. Bu davranış modellerinin birincisi, insanın kendi içinde olduğu ve kendi arzularını, kendi tutkularını, kendi psikolojik durumunu yaşadığı bir süreçtir aslında. Yani insanın bizzat kendisidir. İkinci davranış modeli ise yine aynı insan üzerinde, toplumun ondan beklediği davranış modelidir. Yani bir babaysa, bir baba gibi davranması, bir anneyse bir anne gibi davranması, 30 yaşındaki biriyse 30 yaşındaki birinin yapması gereken şeyleri yapması, 20 yaşında biriyse 20 yaşında birinin yapması gerekenleri yapması gibi toplumun beklediği bir rol vardır.
İşte insan, toplum içinde tam da bu noktada davranış bakımından ikiye ayrılır. Toplumun beklentilerini gerçekleştirmek veya kendisi gibi davranmak konusundaki ayrım ve burada karşımıza aslında insanın oynadığı toplumsal roller ve bu toplumsal rolle birlikte ortaya çıkan büyük bir tiyatro sahnesi görebiliriz. Bazı insanlar gerçekten de toplumun öngördüğü gibi insanlar olurlar. Ancak bazı insanlar bu öngörüde olmazlar. Başka türlü bir insan olurlar içlerinde ama dışlarına yansıttıkları rol, toplumun istediği gibi davranan bir birey olabilir. Bazı insanlar ise bu toplumsal role hiç girmeden tamamen kendi içlerinden geldiği gibi davranabilirler.
Günümüzde toplumda büyük bir değişim yaşanmış gibi görünebilir. Ancak burada yaşanan değişim, insanların içsel değişiminden ziyade artık toplumsal rolleri oynamayı bırakıp, daha çok kendileri gibi olmalarıyla gelen bir değişim. Bugün çoğalan boşanma oranları, azalan evlilikler, insanların hedonist yaşam tarzı ve bunun gibi gelişmeler aslında insanın özünün ortaya çıktığı toplum yapısını bizlere gösteriyor. Ne kadar baskılanmaya çalışılırsa çalışılsın, insan özünde ne yazık ki böyle bir canlı. Tabii herkes hedonist, bencil ya da bu tarz olumsuz özelliklere sahip oldu diyemeyiz. Kendisi gibi olup da olumlu özellikler gösteren, kendince bir ahlak anlayışı oluşturan ve kendisini geliştiren insanlar da var. Ama bu insanların sayısı, toplumun diğer kesimine kıyasla oldukça az. İnsanlar daha rahat ve özgür bırakıldıklarında, yaratıcılıklarını ortaya çıkarmak ve daha yüksek bir insan olmaya çalışmak yerine genellikle içgüdüsel dürtülerinin peşinde koşmayı tercih ederler. Bugün toplumsal rollerin bırakılmaya başlandığı bir dünyada yaşıyoruz. Büyük oranda bırakıldı. Bu toplumsal rollere saygı duyulmasıyla birlikte artık kimse toplumsal bir rolde olmak istemiyor. Daha özgür olma düşüncesi altında daha çok sapkınlaşan bir toplum düzeni içindeyiz. Bütün dünyada şu anda bu böyle. Muhtemelen bu gidişat bir noktadan sonra değişecektir. Ama şimdilik gidişat bu yönde gibi.
kaptanfilozof06
Yorumlar
bence bu durumlar toplamsal normlardan kaynaklı
Hepimiz koca br tiyatronun içindeyiz
Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız