Haziran 27, 2022

İHAP HULUSİ GÖREY (II)

"110. yaşında bir kez daha iyi ki doğmuşsun büyük usta diyorum. Neredeyse son nefesine kadar kalem tutan ve iş yapan İhap Hulusi, Picasso ya da Rodin kadar önemli bir sanatçı. Doğumunun 100’üncü yılında yayınladığım “Müsellesten Üçgene” adlı kitabımda sizlere “niye İhap Hulusi” diye aklınıza bir soru gelebilir demiş ve açıklamıştım. Şimdi ise bu sorunun üzerinden geçen on yıl içinde gerçekleştirdiğim birçok etkinlik ve yayınladığım kitaplarla büyük üstadı anlatmaya, genç neslimize bir nebze de olsa, ülkemizde de Cumhuriyet öncesi ve sonrasında yaşamış uluslararası kariyere sahip büyük bir üstadı bir kez daha hatırlatmaya çalıştım. O büyük üstad ki; şimdi iletişim dünyası dediğimiz 21. yüzyıla damgasını vuran en gözde sektörün ilk renkli temsilcisi. O, aynı zamanda sanatçı ve psikolog, günlük yaşamın içinde yorgun düşmüş insanlara hitap eden, o sanat zevkini en derin manasıyla halk kitlelerine hissettiren bir mürebbidir. 110’uncu doğum yılında ise, 1993’te yola çıktığım bu “Bir Sevda Serüveni’ni” küçük konsantre bir avuç içi kitabında topluyorum. Önümüzdeki aylarda Türkçe ve Almanca çıkacak olan bu kitap aynı zamanda, bir sergiyi de içeren “Müsellesten Dreieck’e” isimli konsept kapsamında bu yıl Frankfurt Kitap Fuarı'nda sergilenecek. Bunu takiben “80. yılında Cumhuriyeti Afişleyen Adam” kitabımın geliştirilmiş 2. baskısı olacak. Çeşitli sergi ve konferanslarla da desteklenecek, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İDO ile ortak bir sergi, Çanakkale 18 Mart Güzel Sanatlar Fakültesi'nde ve okuduğu Münih Güzel Sanatlar Akademisi'nde de bir sergi düşünüyorum. Ayrıca 110’uncu doğum yılı adına hatıra para tasarladık, Darphane’de o da sıraya girdi. Hepsi, İhap Hulusi’ye değer.

İHAP HULUSİ GÖREY (II)

Yunan ve Roma’da olduğu kadar, doğu ülkelerinde de duvarlara resmi yazılar ve duyurular asma alışkanlığı vardı. Kâğıt üzerine basılı afişlerin kökeni ise 15. yüzyıla dayanıyor. En eski afişler el yazmalarıydı. 1454 tarihli bu afişler Meryem Ana resmiyle süslüydü ve Fransa’da kilise kapılarında toplanan yardımlardan bahsediyordu. Reklam amaçlı kullanılan afişlerse 19. yüzyılda ortaya çıktı. Litografinin bulunması, parlak renkli afişlerin ucuz ve hızlı bir şekilde üretilmesini sağladı. Bu sanatın kurucusu ve ilk büyük afiş sanatçısı Jules Chéret’ti. Chéret, parlak renkler, ince figürler ve göz alıcı harfler kullanarak kendine özgü bir anlayış geliştirdi. Chéret’in hazırladıgı ilk afiş, ünlü tiyatro oyuncusu Sara Bernhardt’ın bir oyununu duyuruyordu. 1836’da Paris’te doğan Chéret, İngiltere’de çeşitli baskı tekniklerini öğrenmişti. Paris’e döndükten sonra da öğrendiklerini kendi atölyesinde uygulamaya koyuldu. Chéret kısa sürede afişleriyle Avrupa çapında tanındı. Afiş sanatının dönüm noktası ise Avrupa’da 1890’ların basında beliren ‘Art Nouveau’ (Yeni Sanat) akımı oluşturdu. Özellikle 1890–1910 yılları arasında, mimarlık, dekorasyon, eşya tasarımı, kitap kapağı ve afişlerde kendini gösteren ‘Art Nouveau’ akımı, güzel sanatların popüler ve yararlı olabileceği inancından doğmuş ve afiş sanatıyla da doğal bir anlatım biçimine sahip olmuştu. Bu akımın tartışılmaz ustası, Çek asıllı Alphonse Mucha da ilk afişini Sarah Bernhardt için tasarlamış ve bu afiş onu bir gecede üne kavuşturmuştu.

İHAP HULUSİ GÖREY (II)

Afiş sanatının Türkiye’ye girmesi ise Cumhuriyet’in ilk yıllarına rastlar. Afiş sanatının Türkiye’deki öncüsü ise hiç kuşkusuz İhap Hulusi Görey’dir. İhap Hulusi döneminin kısıtlı teknolojik imkanlarına rağmen son derece yaratıcı ve yalın anlatımıyla dikkat çeken ürünler ortaya koymustur. İhap Hulusi “Elli yıllık hayatımda, doğal olarak birçok zorluk yaşadım. Fakat bu zorluklara karşın, Türkiye’ye ilk renkli afiş resmini getirmiş bir ressam olarak memnun ve bahtiyarım” demişti. 1898’de Mısır’ın Kahire şehrinde doğan İhap Hulusi, ilk ve orta tahsilini Kahire’deki İngiliz okullarında yaptı. 1920 yılında resim eğitimi görmek üzere Almanya’ya gitti. Önce Münih’de Heimann Schule atölyesinde üç yıl çalıştı, daha sonra Knutsgewerbe Schule’ye devam ederek tahsilini tamamlayıp İstanbul’a döndü. Arapça, Almanca, İngilizce ve Fransızca bilmesi sebebiyle babası tarafından Dışişleri Bakanlığı’na girmesi istendi, ancak o memuriyeti reddetti. Akbaba dergisinde Munif Fehim ve Ramiz’le birlikte çalıştı. Daha sonra Afiş çalışmalarına ağırlık veren İhap Hulusi, afiş yaparken ‘Buluş’un önemine değinerek ‘Seyredenlerin ilgisini çekmeli, düşündürmeli’ diye yorumladı. 1929’da İstanbul’da ilk atölyesini kurduktan sonra Kulüp Rakısı etiketini ve Atatürk’ün siparişi üzerine Türk alfabesinin kapağını tasarlayan İhap Hulusi, Ziraat Bankası, İş Bankası, Yapı ve Kredi, Garanti, Sümerbank, Emlak Kredi, Türk Ticaret Bankası, Maliye Bakanlığı (tahviller), Türk Hava Kurumu, Kızılay, Yeşilay, TARİŞ, Zirai Donatım Kurumu ve birçok özel kuruluşa çeşitli çalışmalarıyla hizmet verdi. Tayyare Piyangosu (Milli Piyango) İdaresi için 45, TEKEL İdaresi için 35 yıl çalışan İhap Hulusi bu süreçte yurtdışında da adını duyurdu. BAYER’in afiş ve etiketleri, Mısır’ın TEKEL İdaresi, Devlet Demir Yolları ve Şehir Hatları'na ait ilanları, ünlü İngiliz viskisi John Haig’in, İtalyanların Cinzano ve Fernet Brancası’nın afiş ve etiketleri İhap Hulusi tarafından yapıldı. Suluboya çalışmalarının yanı sıra, son yıllarında hat sanatını modernize ederek başarılı örnekler veren İhap Hulusi Görey, 27 Mart 1986’da İstanbul’da hayata veda etti.

Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız

Editörün Son İçerikleri

Gelincik

Gelincik

Osmanlı İmparatorluğu’nda Cellatlar (VI)

Osmanlı İmparatorluğu’nda Cellatlar (VI)

Sarıkamış Harekâtı Tanıklıkları (V)

Sarıkamış Harekâtı Tanıklıkları (V)

Rumeli Korunabilir Miydi? (III)

Rumeli Korunabilir Miydi? (III)

Editörlerin Son İçerikleri

kaptanfilozof06

Sinirler Hopladı

probiyotik

Gelincik

bubble30
Nielawore

ÖRGÜLÜ SAÇLI KADIN KAFASI

Bizden haberdar olmak için mail listemize kayıt olun