Günümüz dünyası insanların yarattığı kavramlarla dolu. Aslında hayatımız içindeki her kavramı insanlar isimlendirdi. Ancak bu isimlendirilen kavramlar içinde bazıları her zaman doğada olan kavramlardı. Bazıları ise doğada yoktu, insanlar tarafından yaratıldı ve isimlendirildi. Bu kavramlar arasında bazıları maddi olabilirken bazıları ise manevi kavramlardı. Örneğin bir masayı, bir sandalyeyi doğada bulamazsınız. Bu insan icadıdır ve ona masa ismini verdiler. Farklı dillerde de farklı isimler verdiler. Sonuç olarak bu kavram insanlar tarafından icat edildi ve insanlar tarafından yaratıldı. İnsanlar bir masa veya sandalye kavramı içinde kaybolmayabilirler ama sadece bunu yapmadılar. İnsanlar aynı zamanda kendi toplumsal değerlerini izah etmek için, kendi duygusal durumlarını açıklamak için, kendi yaşadıkları olayları açıklamak için de kavramlar icat ettiler.
Ve bu kavramlar aslında ne doğada vardı ne de insan doğasında. İnsanlar tarafından icat edildiler. Örnek vermek gerekirse statü kavramı. İnsan icadıdır doğada statü diye bir şey yoktur. Yani sadece şunu görebiliriz doğada bir sürü ve o sürünün lideri vardır. Bu kadar. Daha farklı kısımlar göremeyiz. Bu bir hiyerarşi örneğidir statü değil. Yani doğada meslekler yoktur. Doğada sosyal veya ekonomik sınıflar yoktur. Bunlar hep insan icadıdır. Ya da sevgi gibi kavramlar, nefret gibi kavramlar. Bunlar insanlar tarafından isimlendirildiler. Bunlar isimlendirilmeyebilirlerdi de veya yaratılmayabilirlerdi de.
Günümüzde insanlar açısından doğada olan ve insanlar tarafından yaratılan kavramlar arasındaki farkın unutulduğunu ve insanların kendi yarattıkları bu kavramlarda, kendi yarattıkları bu sistemlerde kaybolduğunu görebiliyoruz. İnsanlar kendi yarattıkları kavramların peşinde koşuyorlar ama bir türlü bir sonuca ulaşamıyorlar. Bunun sebebi ise doğada olanla insan icadı olan arasındaki temel farklılıklardan kaynaklanıyor. Doğada olan kavramlar insan var olmadan önce de vardı ve muhtemelen kıyamet gününe kadar da olmaya devam edecek. Ama insan icadı olan kavramlar sadece son birkaç yüzyıldır hayatımızda var. Ve insan icadı olanlar genelde geçici veya özüne baktığımızda pek çoğu soyut diyebileceğimiz kavramlardır. Ve en önemlisi kişiden kişiye göre değişebilen kavramlardır. İnsanlar bugün kendi yarattıkları manevi kavramların peşinde koşuyorlar. Onları istiyorlar. Mutluluk, sevgi, iyi bir hayat, iyi bir meslek. Ancak bunlara ulaşmakta zorlanıyorlar. Bunun en büyük sebeplerinden birisi aslında bütün bu kavramların kişiden kişiye göre değişebilen insan icadı olan ve aslında tanımlanması insandan insana da farklılık gösterebilen kavramlar olması. Bunun ikinci sebebi ise pek çok insanın içinde bulunduğu bu kavramları veya sistemi yönetmiyor olması. Yani insan kendi icat ettiği kavramlara kendisi yönetmediği için ulaşmakta da oldukça zorlanıyor. Ama bu farkındalık olmadığı için ne olduğunu da anlayamıyorlar aslında veya anlasalar bile şu anda içinde bulunduğumuz sistemde var olabilmek, hayatta kalabilmek için yine insan icadı olan bu yapılara ihtiyaç var. Yani insan en temel dürtüsü olan hayatta kalma içgüdüsü ile günümüzde kendi yarattığı sistemi birbirine entegre etmiş, bağlamış vaziyette. İşte bu da insanların kendi yarattıkları sistemde kaybolmasına sebep oluyor. Bunun da haricinde insanlar temel ihtiyaçları dışında olan pek çok lüksü de yine kendi yarattıkları sisteme entegre edip bağlamış vaziyetteler ve insanlar bundan da vazgeçemiyor. Yani internetten, haberleşmeden, televizyondan, teknolojiden vazgeçmek bugünün insan için neredeyse imkansız. Bunlar doğada yok ama insan icadı sistemin içinde var. Dolayısıyla insanlar kendi kendilerini, kendi yarattıkları sisteme zincirlemiş vaziyetteler. Hem de hepsi.
kaptanfilozof06
Yorumlar
farklı bir bakış açısı
Yorum yazmak için lütfen giriş yapınız